20/2/2008 · Kategori: Saglik
| TİROİD BEZİ SORUNLARI | ||||
| ||||
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
12/2/2008 · Kategori: Saglik
Kulak çınlamasının, özellikle diyabet ve kalp rahatsızlığı başta olmak üzere çeşitli hastalıklara eşlik edebildiği, bu yüzden nedeninin mutlaka araştırılması gerektiği bildirildi.
Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Tıp Fakültesi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Barlas Aydoğan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, halk arasında "kulak çınlaması" olarak bilinen "tinnitus rahatsızlığı"nın, kulak içindeki gürültü, çınlama ve ıslık benzeri seslerle belirti verdiğini söyledi.
Kulaktaki sesleri kişi harici kimsenin duymadığını ve genellikle sessiz ortamlarda fark edilebildiğini belirten Doç. Dr. Aydoğan, şöyle konuştu:
"Bir dizi sağlık sorununun neden olabildiği semptom olan çınlama, oldukça yaygın görülüyor. En büyük hasta grubunu ise hastalığın nedenini fark edemediğimiz grup oluşturuyor. Kulakta tırmalayıcı şekilde duyulan ses, kişinin yaşam kalitesini düşürdüğü gibi, çoğu zaman psikolojik bozukluklara da yol açabiliyor. Hasta çoğu zaman ilaç tedavisinin yanı sıra çınlamanın yol açtığı sorunlar için de psikolojik destek almak durumunda kalabiliyor." Çınlamanın, tek başına ortaya çıkabildiği gibi başta diyabet, kalp rahatsızlıkları, kolesterol gibi çeşitli hastalıklarla birlikte görülebildiğini ifade eden Doç. Dr. Aydoğan, hastalığın oluş nedeninin mutlaka bulunması gerektiğini söyledi.
Doç. Dr. Aydoğan, diğer diğer rahatsızlıklara eşlik edenlerin yanı sıra orta kulak damarlarıyla ilgili sorunlar, kireçlenme, damarlarda aşırı yağlanma, yüksek sese maruz kalma gibi nedenlerin de çınlamaya yol açabileceğini söyledi.
Stresin çınlamayı tetiklediğini bildiren Doç. Dr. Aydoğan, bu durumda kişinin stresi yaratıcı etkenleri mutlaka azaltması gerektiğini ifade etti.
Rahatsızlığın en fazla uyku sorununa yol açtığını vurgulayan Doç. Dr. Aydoğan, "Ses dolayısıyla uyku sorunu çeken kişiler, hafif bir müzik ve kısık seste dinlenen radyo ile çınlama sesini örterek uykuya geçebilir" dedi.
kaynak:haber7.com-haber3.com
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
1/2/2008 · Kategori: Saglik
Genel Bilgiler
Vücutta birikmiş üre gibi zararlı maddelerin ve aşırı suyun bir membran aracılığı ile vücuttan uzaklaştırılması işlemidir. İlerlemiş böbrek yetmezliğinin tedavisinde kullanılır. Diyaliz tedavisi bozulmuş böbrek işlevlerinin bir kısmını düzenleyerek yaşamın devam etmesini sağlar. 30-40 yıl önce ilerlemiş böbrek yetmezliği olan hastalar günler-haftalar içinde kaybedilirdi. Diyaliz teknolojisinde sağlanan gelişmeler, bu hastalarda önce yaşam süresini uzatmış, daha sonra yaşam kalitesinin artmasını sağlamıştır. Bu nedenle günümüzde diyaliz hastaları şanslıdır.
Diyaliz tedavisi iki şekilde uygulanabilir.
1. Hemodiyaliz
2. Periton diyalizi
|
******> |
Hemodiyaliz
İlk kez 1944 yılında Hollandalı bir hekim olan Kolff tarafından yapılmıştır. Özel bir membran ile hastanın kanının makineler aracılığı ile temizlenmesi işlemidir. Hemodiyaliz işleminin gerçekleşmesi için yeterli kan akımı sağlanmalı, bir membran ve hemodiyaliz makinesi sağlanmalıdır. Yeterli kan akımınının sağlanması için hastanın atar ve toplar damarı arasında bir pencere ( arteriyovenöz fistül ) yaratılmalı veya hastanın büyük bir toplar damarına geçici kateter konmalıdır.
Hemodiyaliz tedavisi hastanın böbrek yetmezliğinin şiddetine, yaptığı idrar miktarına bağlı olmak üzere haftada 2 - 3 kez 4 - 6 saat süre ile uygulanır. Yetersiz hemodiyaliz tedavisi hastada hasara ve ölümlere yol açabilir. Hemodiyaliz tedavisi genellikle hastanede veya bir hemodiyaliz ünitesinde uygulanır. Ancak uygun makine ve ekipmanla evde de uygulanabilir.
Türkiye’de yaklaşık 15 bin hemodiyaliz hastası vardır.
Periton diyalizi
Periton karın boşluğunda bulunan organların etrafındaki zar için kullanılan tıbbi terimdir. Periton zarının (membran) insanlardaki yüzey alanı yaklaşık 2 m2’dir. Periton diyalizinde (hemodiyalizden farklı olarak özel bir membran yerine) periton membranı kullanılır. İlk kez 1923 yılında Ganter tarafından gerçekleştirilmiştir. Periton diyalizinin gerçekleşmesi için 3 teknik unsura gereksinim vardır:
1.Karına yerleştirilmiş kateter
2.Uygun diyaliz sıvısı
3.Kateter ve diyaliz sıvısı arasındaki bağlantı sistemi
Periton diyalizi tedavisi değişik şekillerde uygulanabilir. Bunlardan en sık uygulanan teknik sürekli ayaktan periton diyalizidir. Periton diyalizi makinesi kullanılarak değişik periton diyalizi teknikleri geliştirilmiştir.
Sürekli ayaktan periton diyalizi
Periton boşluğuna doldurulan diyaliz sıvısının 4-8 saat beklemeyi takiben yenisi ile değiştirildiği basit bir yöntemdir. Genellikle günde 4 kez hastanede veya evde yapılır. En önemli avantajı hasta tarafından evde yapılabilmesidir. Bu tedavinin başarılı olmasında eğitim çok önemlidir. Türkiye’de yaklaşık 1500 periton diyalizi hastası vardır.
Hastalar tıbbi bir engel yoksa hemodiyaliz veya periton diyalizinden birisini seçebilirler.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
1/2/2008 · Kategori: Saglik
ÇOCUKLARDA LÖSEMİ
1. S: Lösemi nedir?
C: Lösemi halk arasında kan kanseri diye bilinen hastalıktır. Bu hastalıkta çoğunlukla kemik iliğinden
kaynaklanan ve bir tek hücrenin kanserleşmesi, daha sonra bu hücrenin bölünerek çoğalıp, önce kemik iliğini,
daha sonra tüm organları istila etmesi durumu söz konusudur. Eğer tedavi edilmezse olay kısa sürede hastanın
kaybı ile sonuçlanır.
2. S: Çocuklukta Lösemi görülür mü?
C: Çocuklarda en sık görülen kanser türü Lösemidir. Beyaz ırkta çocukluk çağında Löseminin sıklığı 100.000 canlı doğumda yaklaşık 5 kadardır.
3. S: Lösemi çocuklarda en sık hangi yaşlarda ortaya çıkar?
******>
C: Lösemi en sık 2 – 5 yaşları arasında görülür. Bu dönem çocuklarda Lenf dokusunun en aktif olduğu dönemdir.
4. S: Çocuklarda Lösemiye neden olan faktörler nelerdir?
C: Herşeyden önce tüm kanserler gibi Löseminin de genetik bir hastalık olduğunu, yani vücudumuzdaki kanser önleyici veya kanser yapıcı genlerdeki bazı bozukluklar sonucu ortaya çıktığını bilmek gerekir. Bu bozulmayı kolaylaştıran bazı faktörler vardır. Bunlar arasında iyonizan radyasyon, bazı virüsler, bazı kimyasal maddeler ve bazı genetik hastalıklar sayılabilir.
5. S: Löseminin belirtileri nelerdir? Bir ebeveyn hangi durumlarda Lösemiden şüphelenmelidir?
C: Löseminin klinik belirtileri birçok hastalık ile karışır. Halsizlik, iştahsızlık, solukluk, düşmeyen ateş, deride morluklar veya küçük kırmızı kanama odakları, burun ve diş etlerinden kanama, karında şişlik, lenf bezlerinde büyüme, kol ve bacak ağrıları bunlar arasında sayılabilir. Bunlardan birinin veya birkaçının olması durumunda bir çocuk kan ve kanser hastalıkları uzmanına başvurulmalıdır.
6. S: Lösemi ölümcül bir hastalık mıdır? Bu hastalıkta sağ kalma oranı nedir?
C: Lösemi çocukluk çağında görülen kanserler arasında tedavi şansı en yüksek olanlardan biridir. Günümüzün modern tedavi protokolleri ile akut Löseminin genel anlamda tedavi şansı %70 – 75 dir. Bazı Lösemi tiplerinde bu oran %90 ın üzerine çıkmaktadır.
7. S: Lösemi tedavisi için yurtdışına gitmek gerekir mi, yoksa tedavi olanakları ülkemizde de mevcut mudur?
C: Ülkemizde Löseminin her türlü tedavisi en modern şartlarda ve yurt dışından çok daha ucuza yapılabilmektedir. Bunun için yurt dışına gitmek gereksizdir.
8. S: Lösemi oluşmasında yiyeceklerin bir rolü var mıdır?
C: Lösemi ile yiyecekler ve yiyecekler içindeki koruyucu maddeler arasında bugüne kadar herhangi bir ilişki gösterilememiştir.
9. S: Lösemi oluşmasında ebeveynin ihmali söz konusu mudur?
C: Hamilelik sırasında sigara içmek veya uyuşturucu kullanmak ile veya hamileliğin ilk 3 ayında röntgen çektirmek ile Lösemi oluşumu arasında ilgiye işaret eden bilgiler vardır. Bu tür davranışlardan kaçınılmalıdır.
10. S: Lösemi tedavisi her hastanede yapılabilir mi?
C: Hayır, Lösemi tam donanımlı ve Çocuk Kan ve Kanser Hastalıkları bölümü bulunan bir hastanede tedavi edilmelidir. Bu hastalığın tedavisi ancak bu konudaki uzman kişiler tarafından yapılmalıdır.
Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!
1/2/2008 · Kategori: Saglik
![]()
Haşimato Hastalığı, bir tiroit hastalığıdır. Tiroid isimli hormon üreten organımızın "cerahatsiz" iltihabı ile ortaya çıkan hastalığa Haşimato Hastalığı denir. Bu isim, hastalığı ilk tanımlayan bilim adamının ismine atfen verilmiştir. Tiroid hastalıkları kadınlarda daha sık görülür; ancak Haşimato Hastalığı kadınlarda çok daha sık görülür. Bu hastalık erkeklerde nadiren görülür. İyotlu tuz kullanımının zorunlu olduğu ülkelerde daha sık görülen Haşimato Hastalığı sonucunda tiroid'de harabiyet, tiroid hormon düşüklüğü, şişmanlık, kolesterol yüksekliği ve depresyon görülür. Ömür boyunca tedavi ve tıbbi takip gerektiren bu hastalık, kadınların hem sağlığını bozmakta hem de hayat kalitesini düşürmektedir.
Sadece Haşimato Hastalığına odaklanmış bu uzman sitede, Haşimato Hastalığı ile ilgili tıbbi bilgileri mümkün olan en saf ve anlaşılır Türkçe kelimeler kullanarak sunduk. Ancak özetlenerek verilen bu bilgilerin her biri yayınlanmış tıbbi bilimsel araştırmalara dayanmaktadır. Yüzeysel ve sıradan kitaplarda verilen yanıltıcı bilgiler bu sitede özel bir gayretle "ayıklanmıştır".
Türkiye'nin ilk ve tek Haşimato Hastalığı sitesinde hastaların birbiri ile iletişimini sağlayan bir de HAŞİMATO FORUM oluşturduk. Bu forumdaki yazışmalar SQL veri tabanında saklandığı için üye olmayanlara açık değildir, güvenlidir.
Ortak sorunları yaşayan hastaların sorunlarını paylaşacağı, birbiri ile iletişim kuaracağı bir ortam olması nedeniyle Haşimato Forum önemli bir hizmet ve girişimdir. Haşimato Hastalığının her geçen gün yeni boyutlarının ortaya çıktığı bilim dünyasındaki gelişmeler bu forum sayesinde hastalara çok daha kolay ulaşacaktır. Bu site ve Haşimato Forum, sadece hastalar için hazırlanmış olup hekimlerin bilgi edinmek için bu hastalıkla ilgili akademik kaynaklara başvurması daha uygun olacaktır .
Haşimato Hastalığının tedavisi ile ilgili ayrıntılı bilgi vermekten özellikle kaçındık. Çünkü, tedavi hekimlerin işidir. Hekimler de "hastalık değil hasta tedavi ederler". Aynı hastalığı bulunan bir hastanın tedavisi diğeri ile yanı olmaz. Haşimato Hastalığı bulunan bir kişi, ne kendi kendini tedavi edebilir ne de ömür boyunca sürecek takibini herhangibir laboratuvarda yaptıracağı belli kan tahlilleri ile yapabilir; mutlaka yetkin bir uzman hekimin takip ve kontrolünde olması gereklidir.
Bu bilgiler www.hasimato-hastaligi.com/ dan alınmıştır.
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!
« Önceki ::